Son yıllarda ülkemizde gelişen teknolojik olaylardan sonra son 50 yıla damgasını vuran bilgisayar ve bilgisayar teknolojileri hayatımızın ayrılmaz parçası oldu.
Bundan 50 yıl öncesine kadar dijital hiçbir faaliyeti olmayan akıllı makinelerin bugün hayatımızın girmediği alanı yok gibi. İnsanoğlunun ilk bilgisayar ile başlayan elektronik bir cihazı işlerini kolaylaştırmak için kullanma çabası bugün her alanda en son noktasına kadar kendini gösteriyor ve daha ilerisi için umut vaat ediyor. Önce devlet karar kademelerinde daha sonra kurumsal kurumlarda çok önemli ve çok büyük işlerde kullanılan bilgisayarlar 80’lerin ortalarında kişisel bilgisayarlara ve her alana yaygınlaşabilecek kullanım kolaylığına sahip makinelere dönüşmeye başladı.
90’lar ve yaygınlaşan network alt yapısı bilginin paylaşmasını artırdı. Bilginin paylaşılması ihtiyaçların teknoloji ile çözülmesi anlamına geliyordu. Bu noktada uç kullanıcılar teknoloji ile daha fazla iç içe kaldı ve beklentileri onlara ürün ve hizmet olarak dönmeye başladı. Bu aynı zamanda Bilgi Teknolojileri Sektörünün de doğması anlamına geliyordu.
Önce kendini geliştirerek kendisi için zaman ve para harcayan kitleleri memnun eden Bilgisayar teknolojisi ileri seviye gelişmişliği ve internet denen ağların ağıyla; artık Teknoloji için insan mantığından, İnsan için teknoloji mantığına geçmeye çalışıyordu.
Bilgi ve Bilgiyi işleme teknolojileri öncelikle geliştirilen yazılımlar ve yazılımları destekleyen daha zeki donanımlarla insanların en çok ihtiyaç duyduğu Tıp sektörüne destek oldu. Geliştirilen yazılımlar eski verileri kullanabiliyor, anlık verileri daha çabuk anlamlandırabiliyor ve belirli kuramlara göre elde edilen görüntüleri yorumlayabiliyordu. En son olarak da diğer bilim dallarıyla birlikte çalışan bilgisayar teknolojileri bunların hepsini yapabilen nano teknolojik ürünler olarak insan vücudunun içinde yer alabiliyor.
İnsanların etkileşim içinde yaşadığı anları önem sırasına koyduğumuzda bunların başında şüphesiz ticaret gelecektir, özellikle günümüzün küreselleşen dünyasında pazarların ve ekonomik faaliyetlerin sınır tanımaması finans ilişkilerinin karmaşıklığını, erişebilirliğini ve yorumlanması sorunlarını beraberinde getirmektedir. Burada en basitinden finansal işlemleri bir insan beyninden daha çabuk yapabilen ve bunları istediğiniz şekilde istediğiniz süre saklayabilen sistemler ilk ihtiyacı karşıladı. Teknolojik destekle büyüyen finans sektörü bir anda teknolojiyi kendi dinamiği olarak benimsedi. Öyle ki teknolojik üstünlük finansal markaların rekabet gücü olmaya başladı. Bilginin Güvenliği, Sağlamlığı ve bütünlüğü her zaman sorun olsa da teknolojinin gelişimini destekleyen en büyük sektörlerden biri de şüphesiz Finans sektörü oldu. İnternet ile uç kullanıcı ile buluşması gereken bu sektör bu sayede teknoloji ile insanları buluşturan her köşe başında bir bilgisayarla insanlara hizmet eden ve bu sayede insanlara belki de bilgisayarı ilk sevdiren sektör oldu. Kendi içindeki teknolojik alt yapı ve gerekesinimlerini kendi standartlarıyla kontrol etmesini bilen bu sektör özellikle ülkemizde ileri yasal denetlemeler ve Cobit gibi kabul edilmiş standartlarla teknoloji ile büyümeye devam ediyor. Finans sektörüne ait tüm bu düşüncelerin önemi ve bir ülkenin ekonomik alt yapısının önemi bizi ileri teknolojik yatırımlarla büyüyen bir finans sektörü gerçeğine götürür.
Bilgi Teknolojileri kendi gelişimi için kitleleri yavaş yavaş eğitirken, eğitim sektörünün bir çok ihtiyacına çare olmuş, ileri teknolojik yazılım ve donanımlarla eğitim camiasında fertlerin interaktif bir şekilde bilgiye ulaşmasını sağlamıştır. Günümüzde devletler seviyesinde teknolojik eğitim yatırımları önem kazanmıştır. Bugün de ülkemizde Fatih projesi ile akıllı tahtalarla donatılan okullarda tablet pc’lerle öğrencilerin eğitim alması öngörülmektedir.
İnsanoğlunun ilk zamanlardan beri merakı ve çabası olan ulaşım konusunda da bilgi teknolojileri insanlara maksimum faydayı sağlamıştır. GPS uydularıyla insanlar dünya üzerinde nerede olduklarını görebilmişler. Uydu ve diğer elektronik cihazlardan alınan verileri akıllı bir şekilde yorumlayan yazılım ve donanımlarla zeki ulaşım araçları tasarlamışlardır. Sensörlü araçlar, kendini park eden araçlar, otomatik denge sağlayan araçlar gündelik yaşantımızdan bu konuya örnek gösterilebilir.
Sanayi devriminden sonra sanayi sektörünün en büyük ivme sağladığı düşünülen zaman periyodu milenyum olarak da adlandırılan bilgi çağı olmuştur. Makineler kendilerine yüklenen programlarla akıllı öğrenmeler gerçekleştirmiş, üretimler otomatize olmuş ve sıfır hata ile verimli üretimler gerçekleştirilmiştir.Minumum sayıda insan emeği,maksimum teknolojik yatırımla çalışan fabrikalar artmış kalite ve güven sağlanmıştır.
Yaşamın her alanında teknoloji ile kuşatılmış insan internet ağının da genişlemesi ile en son yapabileceği insanlar arası ilişkileri sanal ortama taşıma işini de bilgi teknolojileri ile yapmaktadır. Sosyolojik kısıtlar ve sorunlar insanları bu sanal dünyaya çekmiş, kendini ifade edebileceği sınırsız bu dünyada kendisini anlatmaya başlamıştır. Günümüzde facebook, twitter gibi sosyal ağ sitelerinde insanlar kendileri ve hayatlarındaki her şeyi paylaşarak bazen günlük gerçek hayatlarını hiç durmayan bir dünyada devam ettiriyor bazen de gerçeğinden tamamen farklı bir anlatımla sahip olmak istediği hayatı internet denen dünyada yaşatıyor. Bu kişisel sanal hayatın bir de bedeli olduğundan bu konuda bazı sorumlulukları da hatırlamak gerekiyor.
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra genç bir sektör olan Bilgi Teknolojileri sektörünün en zayıf olduğu konu Hukuk olarak görülmektedir. Çoğu ürünü sanal ve yoruma çok açık olan bu sektörde henüz oyunun kuralları net çizilememiş hiçbir zaman yeterince sağlam hukuki alt yapı hazırlanamamıştır. Bu konudaki sorunlar hep kanaatlere bırakılmış, ihtiyaçların çözümünün çok zaman alacağı belirtilmiştir. Bu noktada günümüz Bilgisayar Bilimcilerinin Hukukçularla değişik platformlarda bir araya gelerek bu boşluğu doldurmalarına ihtiyaç vardır.
Bu işlerin çoğunu yapan Bilgi Teknolojileri çalışanları dünyada IT Çalışanları diye adlandırılıyor. Bu alanda ülkemizde de en çok bilinen meslek Bilgisayar Mühendisliği. Tabi ki bu tüm mühendisler yukarda anlatmaya çalıştığımız işleri yapmaya çalışmıyor. Kendi içinde Yazılım Mühendisliği, Donanım Mühendisliği, Sistem Mühendisliği ve Network Mühendisliği olarak ana gruplara ayrılan bu meslek son yıllarda sadece teknik konulara bağlı kalmayıp yukarda anlattığımız konularla da bağlantılı kalmak için Sosyal Bilgisayar Mühendisliği kavramını da ortaya atmıştır. Bir iş ihtiyacı için ne kadar fazla teknolojik cevap bulabilirizin sonucu iş tarafı baskın mühendisler kavramını ortaya çıkarmıştır. Yüksek lisanlarla desteklenen bu ilişkiler günümüz iş dünyasında kendini göstermektedir. Endüstri Mühendisliği bu ilişki ihtiyacından ortaya çıkmıştır.
Ben de Lisans yıllarımda sırasıyla donanım, sistem ve yazılım konularıyla ilgilensem de son olarak Bilgi Teknolojileri Süreçlerinin Geliştirilmesi ve Yönetilmesi konusuyla ilgileniyorum. Buradaki amacım Bilgi Teknolojilerinin kendinden istenen ihtiyaçlara maksimum fayda sağlaması ve doğru çalışması. Bu işe biz BPM ( Business Process Management) diyoruz yani İş Süreçleri Yönetimi.Bu iş için çeşitli uygulamalarda kullanıyoruz. Süreçlerin verimliliği ve daha çok insan memnuniyeti için çalışıyoruz.Tam olarak yapmaya çalıştığımız var olan teknolojiyi iyi kullanmak ve gereken teknolojiyi sağlamak. Biz bu işlerde Süreç Zekası kavramını hayatımıza yerleştirirsek tahmin ediyoruz ki bütün insanlar yakın gelecekte hayatlarının her anında teknolojiden olumlu yönde fayda sağlayacaktır.
Emre ALIÇ
10.10.2011