Arşiv | Z Generation RSS feed for this section

IDC Predicts 15% Growth in Middle East and Africa Government IT Spending in 2012

21 Şub

IDC Predicts 15% Growth in Middle East and Africa Government IT Spending in 2012

Dubai, February 20, 2012 – IT spending by the government sector in the Middle East and Africa (MEA) should increase by 15.1% year on year in 2012 to reach $7.41 billion, according to the global market research and consulting company IDC’s top 10 technology predictions for 2012.

“The MEA region is highly diverse, comprising countries of different sizes and economic diversity, at various stages of development, and with dissimilar political and regulatory structures. Understandably, the IT spending maturity of countries within the oil-rich Arabian Peninsula varies greatly from that of developing African nations,” says Mukesh Chulani, senior analyst at IDC Government Insights MEA.

Irrespective of these differences, Chulani expects that government CIOs across the region will seriously seek to evolve their approach towards IT investments in 2012 by emphasizing efficiency and cost-optimized capacity buildout. “Tactically, this will mean a greater push by government IT decision makers to standardize applications and services within their organizations, evaluate various outsourcing solutions, and invest into IT ‘game changers’ – such as virtualization, cloud, and mobility solutions – in order to help manage IT costs while providing better services to stakeholders,” Chulani adds.

This is the complete list of IDC’s top 10 predictions for government sector IT investments and initiatives in Middle East and Africa in 2012:

1. MEA governments will continue to increase IT spending levels, but the focus will be on cost optimization and improving operational efficiency.
2. Civil action by citizens will provide an impetus for MEA governments to accelerate their efforts to deliver electronic services.
3. Focus will increase on utilizing IT to improve transparency and engender trust among citizens.
4. The mobile phone will be a new frontier for government outreach to citizens.
5. Due to public-sector financing gaps, the private sector will play a greater role in infrastructure investments.
6. Virtualization will be at the forefront of governments’ planned IT projects.
7. Governments will continue to evaluate the applicability of cloud computing, with interest initially focused on private cloud solutions.
8. Governments will continue to face the problematic issue of limited IT skills.
9. Governments will take a much more serious approach to IT security.
10. “If you can’t beat them …” MEA governments will start to leverage online social media as a platform for engaging citizens.

The IDC Government Insights Middle East, Africa, and Turkey Government Sector Top 10 Predictions, 2012 (IDC #ZGI02U) study provides the 10 most impactful IT market predictions for MEA, with the aim of helping government organizations and suppliers in the region make informed decisions. The study addresses key issues, conditions, and challenges that government officials and organizations must address as they perform their roles and meet their responsibilities in terms of IT strategic planning, investment decision making, and technology program delivery.

For information on purchasing this document or for details about any other IDC research in the MEA region, please contact Nevin Cizmeciogullari, Country manager for Turkey in the Middle East, Africa and Turkey region on +90 212 3560282 or at ncizmeciogullari@idc.com.

http://www.idc-gi.com/getdoc.jsp?containerId=ZGI02U

About IDC
International Data Corporation (IDC) is the premier global provider of market intelligence, advisory services, and events for the information technology, telecommunications, and consumer technology markets. IDC helps IT professionals, business executives, and the investment community to make fact-based decisions on technology purchases and business strategy. More than 1,000 IDC analysts provide global, regional, and local expertise on technology and industry opportunities and trends in over 110 countries worldwide. For more than 47 years, IDC has provided strategic insights to help our clients achieve their key business objectives. IDC is a subsidiary of IDG, the world’s leading technology media, research, and events company. You can learn more about IDC by visiting http://www.idc.com.

###
Sektörel linkler ve yıllık üyelikle daha detaylı sektörel bilgilere ulaşabileceğiniz linkler
Finans :www.idc-fi.com
Sağlık :www.idc-hi.com
Perakende :www.idc-ri.com
Üretim :www.idc-mi.com
Enerji :www.idc-ei.com
Kamu :www.idc-gi.com

Ücretsiz üye olup güncel bilgiler, sektörel meslektaş ve analistlere ulaşabileceğiniz portal:

http://idc-insights-community.com/

kısa analist yorumları – global gelişmeler-trendler hakkında mailler için: http://www.idc-ict-alerts.com/

 

Bu gönderi için Teşekkürler, Mukesh 🙂
Mukesh Chulani
Research Manager
IDC Government Insights Middle East,Turkey, and Africa
GSM: +90 534 8936526 Tel: +90 212 3560835 direct Email: mchulani@idc.com Fax: +90 212 3560286

Bilgi Teknolojisi, Bilgisayar Mühendisliği ve Diğer Meslek Dalları

10 Eki

Son yıllarda ülkemizde gelişen teknolojik olaylardan sonra son 50 yıla damgasını vuran bilgisayar ve bilgisayar teknolojileri hayatımızın ayrılmaz parçası oldu.
Bundan 50 yıl öncesine kadar dijital hiçbir faaliyeti olmayan akıllı makinelerin bugün hayatımızın girmediği alanı yok gibi. İnsanoğlunun ilk bilgisayar ile başlayan elektronik bir cihazı işlerini kolaylaştırmak için kullanma çabası bugün her alanda en son noktasına kadar kendini gösteriyor ve daha ilerisi için umut vaat ediyor. Önce devlet karar kademelerinde daha sonra kurumsal kurumlarda çok önemli ve çok büyük işlerde kullanılan bilgisayarlar 80’lerin ortalarında kişisel bilgisayarlara ve her alana yaygınlaşabilecek kullanım kolaylığına sahip makinelere dönüşmeye başladı.
90’lar ve yaygınlaşan network alt yapısı bilginin paylaşmasını artırdı. Bilginin paylaşılması ihtiyaçların teknoloji ile çözülmesi anlamına geliyordu. Bu noktada uç kullanıcılar teknoloji ile daha fazla iç içe kaldı ve beklentileri onlara ürün ve hizmet olarak dönmeye başladı. Bu aynı zamanda Bilgi Teknolojileri Sektörünün de doğması anlamına geliyordu.
Önce kendini geliştirerek kendisi için zaman ve para harcayan kitleleri memnun eden Bilgisayar teknolojisi ileri seviye gelişmişliği ve internet denen ağların ağıyla; artık Teknoloji için insan mantığından, İnsan için teknoloji mantığına geçmeye çalışıyordu.
Bilgi ve Bilgiyi işleme teknolojileri öncelikle geliştirilen yazılımlar ve yazılımları destekleyen daha zeki donanımlarla insanların en çok ihtiyaç duyduğu Tıp sektörüne destek oldu. Geliştirilen yazılımlar eski verileri kullanabiliyor, anlık verileri daha çabuk anlamlandırabiliyor ve belirli kuramlara göre elde edilen görüntüleri yorumlayabiliyordu. En son olarak da diğer bilim dallarıyla birlikte çalışan bilgisayar teknolojileri bunların hepsini yapabilen nano teknolojik ürünler olarak insan vücudunun içinde yer alabiliyor.
İnsanların etkileşim içinde yaşadığı anları önem sırasına koyduğumuzda bunların başında şüphesiz ticaret gelecektir, özellikle günümüzün küreselleşen dünyasında pazarların ve ekonomik faaliyetlerin sınır tanımaması finans ilişkilerinin karmaşıklığını, erişebilirliğini ve yorumlanması sorunlarını beraberinde getirmektedir. Burada en basitinden finansal işlemleri bir insan beyninden daha çabuk yapabilen ve bunları istediğiniz şekilde istediğiniz süre saklayabilen sistemler ilk ihtiyacı karşıladı. Teknolojik destekle büyüyen finans sektörü bir anda teknolojiyi kendi dinamiği olarak benimsedi. Öyle ki teknolojik üstünlük finansal markaların rekabet gücü olmaya başladı. Bilginin Güvenliği, Sağlamlığı ve bütünlüğü her zaman sorun olsa da teknolojinin gelişimini destekleyen en büyük sektörlerden biri de şüphesiz Finans sektörü oldu. İnternet ile uç kullanıcı ile buluşması gereken bu sektör bu sayede teknoloji ile insanları buluşturan her köşe başında bir bilgisayarla insanlara hizmet eden ve bu sayede insanlara belki de bilgisayarı ilk sevdiren sektör oldu. Kendi içindeki teknolojik alt yapı ve gerekesinimlerini kendi standartlarıyla kontrol etmesini bilen bu sektör özellikle ülkemizde ileri yasal denetlemeler ve Cobit gibi kabul edilmiş standartlarla teknoloji ile büyümeye devam ediyor. Finans sektörüne ait tüm bu düşüncelerin önemi ve bir ülkenin ekonomik alt yapısının önemi bizi ileri teknolojik yatırımlarla büyüyen bir finans sektörü gerçeğine götürür.
Bilgi Teknolojileri kendi gelişimi için kitleleri yavaş yavaş eğitirken, eğitim sektörünün bir çok ihtiyacına çare olmuş, ileri teknolojik yazılım ve donanımlarla eğitim camiasında fertlerin interaktif bir şekilde bilgiye ulaşmasını sağlamıştır. Günümüzde devletler seviyesinde teknolojik eğitim yatırımları önem kazanmıştır. Bugün de ülkemizde Fatih projesi ile akıllı tahtalarla donatılan okullarda tablet pc’lerle öğrencilerin eğitim alması öngörülmektedir.
İnsanoğlunun ilk zamanlardan beri merakı ve çabası olan ulaşım konusunda da bilgi teknolojileri insanlara maksimum faydayı sağlamıştır. GPS uydularıyla insanlar dünya üzerinde nerede olduklarını görebilmişler. Uydu ve diğer elektronik cihazlardan alınan verileri akıllı bir şekilde yorumlayan yazılım ve donanımlarla zeki ulaşım araçları tasarlamışlardır. Sensörlü araçlar, kendini park eden araçlar, otomatik denge sağlayan araçlar gündelik yaşantımızdan bu konuya örnek gösterilebilir.
Sanayi devriminden sonra sanayi sektörünün en büyük ivme sağladığı düşünülen zaman periyodu milenyum olarak da adlandırılan bilgi çağı olmuştur. Makineler kendilerine yüklenen programlarla akıllı öğrenmeler gerçekleştirmiş, üretimler otomatize olmuş ve sıfır hata ile verimli üretimler gerçekleştirilmiştir.Minumum sayıda insan emeği,maksimum teknolojik yatırımla çalışan fabrikalar artmış kalite ve güven sağlanmıştır.
Yaşamın her alanında teknoloji ile kuşatılmış insan internet ağının da genişlemesi ile en son yapabileceği insanlar arası ilişkileri sanal ortama taşıma işini de bilgi teknolojileri ile yapmaktadır. Sosyolojik kısıtlar ve sorunlar insanları bu sanal dünyaya çekmiş, kendini ifade edebileceği sınırsız bu dünyada kendisini anlatmaya başlamıştır. Günümüzde facebook, twitter gibi sosyal ağ sitelerinde insanlar kendileri ve hayatlarındaki her şeyi paylaşarak bazen günlük gerçek hayatlarını hiç durmayan bir dünyada devam ettiriyor bazen de gerçeğinden tamamen farklı bir anlatımla sahip olmak istediği hayatı internet denen dünyada yaşatıyor. Bu kişisel sanal hayatın bir de bedeli olduğundan bu konuda bazı sorumlulukları da hatırlamak gerekiyor.
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra genç bir sektör olan Bilgi Teknolojileri sektörünün en zayıf olduğu konu Hukuk olarak görülmektedir. Çoğu ürünü sanal ve yoruma çok açık olan bu sektörde henüz oyunun kuralları net çizilememiş hiçbir zaman yeterince sağlam hukuki alt yapı hazırlanamamıştır. Bu konudaki sorunlar hep kanaatlere bırakılmış, ihtiyaçların çözümünün çok zaman alacağı belirtilmiştir. Bu noktada günümüz Bilgisayar Bilimcilerinin Hukukçularla değişik platformlarda bir araya gelerek bu boşluğu doldurmalarına ihtiyaç vardır.
Bu işlerin çoğunu yapan Bilgi Teknolojileri çalışanları dünyada IT Çalışanları diye adlandırılıyor. Bu alanda ülkemizde de en çok bilinen meslek Bilgisayar Mühendisliği. Tabi ki bu tüm mühendisler yukarda anlatmaya çalıştığımız işleri yapmaya çalışmıyor. Kendi içinde Yazılım Mühendisliği, Donanım Mühendisliği, Sistem Mühendisliği ve Network Mühendisliği olarak ana gruplara ayrılan bu meslek son yıllarda sadece teknik konulara bağlı kalmayıp yukarda anlattığımız konularla da bağlantılı kalmak için Sosyal Bilgisayar Mühendisliği kavramını da ortaya atmıştır. Bir iş ihtiyacı için ne kadar fazla teknolojik cevap bulabilirizin sonucu iş tarafı baskın mühendisler kavramını ortaya çıkarmıştır. Yüksek lisanlarla desteklenen bu ilişkiler günümüz iş dünyasında kendini göstermektedir. Endüstri Mühendisliği bu ilişki ihtiyacından ortaya çıkmıştır.
Ben de Lisans yıllarımda sırasıyla donanım, sistem ve yazılım konularıyla ilgilensem de son olarak Bilgi Teknolojileri Süreçlerinin Geliştirilmesi ve Yönetilmesi konusuyla ilgileniyorum. Buradaki amacım Bilgi Teknolojilerinin kendinden istenen ihtiyaçlara maksimum fayda sağlaması ve doğru çalışması. Bu işe biz BPM ( Business Process Management) diyoruz yani İş Süreçleri Yönetimi.Bu iş için çeşitli uygulamalarda kullanıyoruz. Süreçlerin verimliliği ve daha çok insan memnuniyeti için çalışıyoruz.Tam olarak yapmaya çalıştığımız var olan teknolojiyi iyi kullanmak ve gereken teknolojiyi sağlamak. Biz bu işlerde Süreç Zekası kavramını hayatımıza yerleştirirsek tahmin ediyoruz ki bütün insanlar yakın gelecekte hayatlarının her anında teknolojiden olumlu yönde fayda sağlayacaktır.
Emre ALIÇ
10.10.2011

ICT Summit Eurasia, Bilişim Zirvesi 2011

7 Eki

ICT Summit Eurasia, Bilişim Zirvesi 2011

1.Oturum: Bölgedeki Finans/Bankacılık Sistemleri ve Gelecek Yatırımları

Panel Başkanı: Murat Lostar – Lostar Bilgi Güvenliği A.Ş., Genel Müdür

Tarek Kuzbari – Kaspersky Lab, Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü
Ilia Revia – Bank of Georgia Group, Stratejik Projeler Kıdemli Yöneticisi – Gürcistan
Muhammed Bagdadi – Islamic Development Bank, Bilgi İşlem Direktörü – Suudi Arabistan
Eugen Radulescu – Romanya National Bank – Romanya
Kurum Yetkilisi – UT Bank – Özbekistan

v İslami Kalkınma Bankası,1500 kişilik hükümetlerle muhatap olan bir banka SAP ürününü seçmiş ve uygulamış,süreçler izole iken artık süreçler birbiriyle entegre olmuş.

v Bank of Georgia büyük bir değişim dönüşüm projesi uyguluyormuş, bu kapsamda süreçlerini kayıt altına almış ve optimize ederek maliyetleri düşürmüş(Soru olarak sordum ürün olarak IDSSchere-ARIS kullanıyorlarmış) Bu sayede değişiklik yönetimini kolaylaştırıp hızlandırmışlar.Karar Alma ve Fonla uygulamaları geliştirmişler.

v ERP sistemi ile entegre çalışan sistemler CRM destekleriyle feedback’ler sağlayabilir görüşü Bankacılar tarafından belirtildi.

v Bank of Georgia Call Centerda yeni bir uygulama ile müşterilerinin daha az tuşla daha hızlı bir şekilde , müşterinin istediği menüye ulaşmasını sağlamış.

2.Oturum:Finansta Yeni Ufuklar

Panel Başkanı: Ercan İnan – Vatan Gazetesi, Ekonomi Müdürü
Osman İnegöl – Visa Türkiye, Kıdemli İş Geliştirme Müdürü, Mobil ve Temassız Pazar Geliştirme
Ömer Kuyucu – Vodafone Türkiye, Bireysel Data Ürün ve Servisleri Bölüm Başkanı
Pelin Kabalak – Bankaralarası Kart Merkezi, Üye İlişkileri ve Ürün Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı

v Türkiyede Toplam 125 Milyon Kart varmış (49 Milyon Kredi Kartı-70 Milyon Banka Kartı) bunlardan 74 Milyonu Visa Kart

v Ömer Bey Kredi Kartının Hikayesini anlattı: Zamanında zengin bir işadamı bir restaurantta yemek yerken cüzdanını unutmuştur, ödeme yapmayı taahhüt ederek kart vizitini imzalayıp restauranta bırakmış bu olayın akşamında ilk kredi kartı çalışmalarına başlamışlar.

v Türkiyede 23 Milyon Kişi Bankacılık Hizmeti alamıyormuş. (Bence Banka hedeflerinde buna özgü öneriler yapılabilir)

v Pelin Hanım KEKLİK Kuşunu neden Kart reklamlarında kullandıklarını açıkladı ( Keklik, Osmanlıcada Nakit anlamında kullanılıyormuş, Keklik reklamda uçuyor, nakite veda edin kart kullanın demek istiyorlar.

v 5464 sayılı kanun ile kart kullanımı konusunda Türkiyenin Düzenlemelerinin çoğu ülkeden ilerde olduğu söylendi.

3.Oturum: İş ve Teknoloji Sunumları:Bankacılıkta İş Modeli Odaklı Teknoloji Kullanımı

Çağrı Tolga Avşar – Software AG, IDS Scheer Danışmanlık ve Hizmetler Direktörü

Şirket Temsilcisi – ETB

v İş Süreçleri Mükemmeliği’nde İŞ ve IT entegrasyonun önemi vurgulandı ve döngünün : StratejiàTasarımàUygulaàBirleştiràOtomasyonàİzle&Analiz et

v Stratejik hedeflerle Nereye Gitmek istediğimizi,Performans Ölçümü ile Hedeflerimize ne kadar ulaşabildiğimizi,Ne yanlış Gidebilir? Sorusu ile Riskleri belirleyeceğimiz ifade edildi.Tüm bu unsurlar SÜREÇLER üzerinde ayakta durmaktadır dendi.

v Gelecekte süreçlerin SİLO şeklinde değil yatayda etkileşimli olarak tasarlanacağından bahsedildi.

v İş ve BT’yi senkronize etmenin önemine ve İŞ-BT eşgüdümüne vurgu yapıldı.Süreç Geliştirici ve İş Geliştirici Rolünün önemine vurgu yapıldı.(Bunlar bizim Governance Rolümüz olabilir)

4.Oturum: Türk Bankacılığının Teknolojiyle İmtihanı

Panel Başkanı: Murat Aktürk – Ernst & Young Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölümü, Kıdemli Müdür
Hüseyin Sivri – ING Bank, Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı
Gül Düzgider – Mirsis Bilgi Teknolojileri, Genel Müdür & Yönetici Ortak
Osman Kayhan – Dataserv Bilişim Teknolojileri, BT Otomasyon Birim Yöneticisi
Çağrı Tolga Avşar – Software AG, IDS Scheer Danışmanlık ve Hizmetler Direktörü
Şirket Yetkilisi – ETB

v Osman Bey IDM ile ilgili yürüttükleri projeleri anlattı.

v Hüseyin Bey, ING olarak IT yatırımlarının Dünya ING’leri

v Hüseyin Bey, IT için üniversitelerden gelen tecrübesiz insanları eğitmek için vakit harcadıklarını söyledi. Bu nedenle üniversite ile iş sektörünün birlikte çalışması gerektiği vurgulandı.

v Gül Hanım Kocaeli Teknoparkındaki ARGE ofisi ile Üniversite İş birliklerini anlattı.

v Gül Hanım, Gartner Raporlarına göre 10 yıl için CIO rolünün CPO olacağını iş odaklı IT yönetiminin CIO’ları artık Süreç Yönetim Başkanı yapacağını söyledi.

v CIO’lar için tavsiyeler raporuna göre artık CIO’ların Yönetmenin yanında Liderlik etmelerinin gerektiği,Mevzuatı iyi bilmelerinin gerektiği,Hedefleri iyi anlamalarının gerektiği,Beklentileri şekillendirmelerinin gerekli olduğu,Yönetişimi sağlamanın önemli olduğu belirtildi.

v IT Kaynak yönetim yaşam döngüsünün iyi yönetilmesi gerektiği belirtildi.

BÜKÇE (KADIN DİLİ)

7 Nis

Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İşyerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikteyiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki şirin lokantada şimdi onubekliyorum.
Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlargözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı.
Hoş beşten sonra konuya giriyorum.
-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor.
Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!
-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacakama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz okadar modern olamadım.
Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.

-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?
-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor.
-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlartarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin.
Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor.

-Kadınların ayrı bir dili mi var?
-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın enbüyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden birkadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.
İyi de niye Bükçe?
-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü netsöylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını; “Bükçe” koydum.
-“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek.
-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al.Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkükadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunuanlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. MeselaÇinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca “seni seviyorum”diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seniseviyorum”un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince “seni seviyorum”dediğinde seni anlayabilir.

-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar nedenbizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar?
-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayırcevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylısöylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarakgönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.
-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani.
-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüzkonuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğinihemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyianladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onuniçin leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıklarıiçin bile kızarlar. “Niye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?”diye canları sıkılır.

-Biz de bazen Canan’la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” diye kızıyor bana.
-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler,detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendilerigibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Bizbütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.

-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?
-Var dedik ya oğlum, Bükçe’yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?
-Hazırım baba.
-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ileanlattığı bir konu, Bükçe’de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerkensabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim.Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak içindışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaçelbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından,alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikayeanlatır.
-Hikaye dili yani.
-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, anafikre gel, kısa kes.” demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittindemektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da”seni sevmiyorum” demiş olacaksın.
-Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin?
-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.
-Bu önemli. Bükçe’de dinlemek sevmektir diyorsun.
-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlarkonuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalıkonuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demekistediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pekgelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.

-Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içindedaha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canısıkıldı, bir kaç saat surat astı. “Neyin var?” diye sordum. “Hiçbirşeyim yok.” dedi. Sence nerede hata yaptım?
-“Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orda kullanmamalıydın. Cananbunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idareedersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.”
-Peki ne demem gerekiyordu?
-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgiliya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifatbekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiçunutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten çok güzelsin, kilo vermeye falanbence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı. Mesela bir günkucağına oturup “Ağır mıyım?” derse sakın; “Evet, biraz” falan deme”Hayır” de.
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır veher kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana neyaparlarsa yapsınlar.
-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi annebabasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabuletmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.

-Ve asla unutmazlar, değil mi?
-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim.Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığındagözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.
-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.
-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imalarıanlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzünevurmayacaksın.
-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle dediyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” diyesormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.
-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşamatok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hepevdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabiben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekleuğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demekistiyorsun?” demedim.

-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.
-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul günündentok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekleuğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan”Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum,gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle derse, iyi evkadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asıkbir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. “Hayır, evdeyiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin?”dedim.”Tamam.” dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arasıdöner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğümiçin ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdindebu sıralar.
-Bu Bükçe’de kısa konuşma yok mu baba?
-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya dakısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canısıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” diyorsa,aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisizolduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.
-Bükçe’de “Hiçbir şey yok.” demek; “Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.
-Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak, ya gerçekten bir şeyyoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir sey vardır ama;”Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmakistemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için “Banadeğer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadirengerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıpbunaltmayacaksın tabi.
-Bir arkadaşım da “Kadınların ‘Peki.’ demesi tehlikelidir” demişti.
-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir’peki[/swf2][swf3]olur[/swf2][swf3]tamam’ her zaman tehlikelidir. BuBükçe’de “Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.”demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekininyanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmayagerek yok.

-Zor bir dil baba.
-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda birazçalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkatedeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin Bükçekonuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.
-Anlamak da pek kolay değil ama.
-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorumzaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca,düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarakkonuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruzzannederler.
-Nasıl yani?
-Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlamaolarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüpteklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamakdeğildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme.”Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de,konu kapanır. Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.
-Küçük ama önemli detaylar.
-Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstünü kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.
-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe’yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.
-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.

-Not mu alsaydım… Epeyce detayı varmış dilin.
-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim.Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefretettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumdadeğil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.
-En değerli sözcük nedir?
-Sen bil bakalım.
-“Seni seviyorum.” herhalde.
-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Bizerkekler; “Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gafletedüşmemeliyiz.
-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.
-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlarda çok önemli tabii. kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam onasarıl, televizyon seyrediyorsan sarılarak seyret. Gündüz onudüşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçüksürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çaydemle.

-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.
-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlarzaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkatet, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek buküçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparakgeçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlarçok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birdenpatlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.
-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.

Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı.Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğruadımlamaya başladı. Az sonra geldi.
-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe’yi anlamaya başladım. Canan aradı.”Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mibaksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu seninsöylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklımageldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben seninzevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendiseçecek.
-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarınıonaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almakisteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak,işlerden kolay sıyırırız.
-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe’yi öğretmeseydin h ali mi düşünmek bile istemiyorum.

Şanslısınoğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle gülekullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlarki yüzleri gülsün.

Alıntı